Latmos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Latmos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2014 Cumartesi

“Herakleia-Latmos” ve Bafa Gölü Tabiat Parkı



Karia Devletinden Günümüze Ulaşan Antik Bir Liman Kenti: “Herakleia-Latmos”, Bafa Gölü Tabiat Parkı’ndaki Konumu ile Geleceği Aydınlatabilir mi?
 
Aziz Cumhur KOCALAR

Şehircilik Dr. / Yük.Müh. / İşletmeci

Yrd. Doç. Dr. Cumhuriyet Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü,

azizcumhurkocalar@gmail.com, 0536 392 71 22,  http://azizcumhurkocalar.blogspot.com/

Görsel Sunum

                           


  Özet

Tarihte Karia Devleti döneminde antik bir liman kenti olan Herakleia-Latmos bugün Bafa Gölü’nün kıyısında bulunmaktadır. Tanrıların ve azizlerin kutsal Latmos dağı, yüksek eteklerine kadar varan mağaralar ve arkeolojik buluntular barındırmaktadır. Kent, geçmişte önünde uzandığı bilinen körfeze de tamamen egemen eşsiz bir konumda yer almaktadır. Karia yolundan yükseklerde yapılan yürüyüşlerde, prehistorik kaya resimleri ve tüm bu ayrıntılar rahatlıkla görülebilmektedir. Bugüne kadar az sayıda yayımlanmış Almanca’dan çevrilen bazı kaynaklarda antik liman kenti, bugünkü Bafa Gölü’nün kıyısında Kapıkırı köyünün olduğu alanda bulunmaktadır. (Bindokat, 2006) Kapıkırı köyü Tapu ve Kadastro Müdürlüğü kayıtlarından araştırıldığında ise, Bodrum’da kadastro geçmeyen tek köy durumunda kaldığı söylenilmektedir.

Kentin Athena Tapınağı’ndan, Bouleuterion’una, eşsiz kaya resimlerinden kaya mezarlarına kadar ayakta kalan irili ufaklı pek çok eserle birlikte antik yerleşimin izlerini günümüze kadar taşıyabilmiş olması son derece etkileyicidir. Üstelik halen başıboş bir şekilde turistik ziyaretlere de açık durumda olan yerleşim, göl içindeki adacıklarda bile eşsiz bir peyzaj içersinde yükselmektedir.

Diğer yandan, denizden koparak ilk oluşumlarını 2000 yıl öncesinden başlatan Bafa Gölü, 1994 yılından bu yana, (doğru bir şekilde belirlendiği düşünülen) “Tabiat Parkı” statüsü ile koruma altında bulunmaktadır. Bu statünün de aslında değiştirilmemesi gerektiği çevredeki bulgulardan rahatlıkla algılanılarak bile söylenebilir. (Biyolojik çeşitlilik fark edilir derecede kendini hissettirmektedir.) Hatta bu statünün, çok daha dikkatli bir şekilde özen gösterilerek korunması da zorunludur. Bunun en öncelikli sebebi, Bafa Gölü'nde çevre kirliliği son yıllarda artan boyutlarıyla giderek farklılık kazanmış ve su kalitesinin de zooloji, biyoloji ve çevrebilimle ilgili eşik sınır değerlerini çoktan aşmış olduğunun anlaşılmasıdır. Göl böyle bir görüntü içerisine girmiş iken, statü değişiklikleri, ancak ekonomik açıdan başka bir takım güncel arayışların işareti olarak algılanabilir.

2011’de yapılan akademik bir yayına göre, 2006’da yaşanan toplu balık ölümlerinin su kalitesinde görülen bozulmadan kaynaklandığı düşünülmüştür. Gölün su kalitesinin izlenilmediği, Bafa Gölü’nü besleyen Büyük Menderes Nehri’nden göle, evsel ve endüstriyel atıklardan arındırılmış kaliteli su verilmediği, çevre de yaşayan halka gölü korumasının önemini açıklayan bilgilendirici destek sağlanmadığı önceki bu çalışmadan yeterince açık bir şekilde anlaşılmaktadır. (Yabanlı, 2011)

Bunun yanı sıra, artan tarımsal gübre kullanımı ile birlikte, diğer tüm olası riskler sürekli ve ivedilikle incelenmelidir. Risklerin öncelikli sebebinin, ticari boyuttaki beşeri kaynaklar olduğu açıktır. Bu çalışmada da, söz konusu farklı nedenlere ve bunların artan bileşke etkisine dayanan Büyük Menderes Havzasının içinde alınan arazi kullanım kararları ile ilgili dikkat çeken bulguların izleri sürülmüştür. Özellikle de bu somut izlerden hareketle, göl ekolojisindeki bozulmanın önemli derecelerde artış gösterdiği ve çevresindeki yerleşimler için de ciddi bir tehdit oluşturduğu gözlemlenmektedir. Ayrıca artık gölün fiilen taranıp temizlenmesi ve sürekli izlenilmesi de gerekli görülmektedir. Gelişen bu kirliliğe karşı köklü önlemler almak için, öncelikle kirliliğin asıl kaynaklarının tespit edilip, doğrudan bunlardan başlanılması gerekir. Her zamanki gibi burada da öncelikli olan, Büyük Menderes Nehri Havzası için acilen etkin bir yönetim planının ortaya konulmasıdır.

Dünyada tatlı su gölü durumuna gelebilmiş alanlar, nadir görülen jeolojik yapıda oluşumlar olup, buralardaki göller iklim değişikliğinin kuraklık ve çölleşmeye doğru hızla ilerleyen zincirleme olumsuz etkileriyle birlikte oldukça değerli hale gelmiştir. Bu anlamda, 1987 sonrası dönemden günümüze kadar artan tuzluluğun pençesine terk edilmiş olan Bafa Gölü’nün ise, öncelikle acilen içine düşürüldüğü kirlilikten kurtarılması gerekir. Aslında, yaşanan bu son dönem öncesindeki haline benzer şekilde muhafaza edilmesi gerekmektedir. Suyu 40 yıl öncesinde içilebilen durumda olduğu söylenilmektedir. Diğer yandan gölün aslında geçmiş doğasında tuzlu olduğu gerçeği de ortada olan bir gerçektir; özellikle içinde yaşayan balık türlerinden (yılan balığı, deniz kefali gibi) bu durum daha iyi anlaşılmaktadır. Gölün farklı dönemlerine uyum sağlayabilmiş olan bu canlıların da, ender hale gelen türlerinin devamlılığı açısından, yaşamlarının ayrıca mutlaka koruma altına alınmış olması beklenilir. Kısacası, göle yönelik doğal olan tarihsel süreçler araştırılıp, ders alınması yerinde olacak iken, gölü ve çevresini farklı statülere çekerek, gölün ekosistemini tehlikeye atacak değişikliklere kalkışmak son derece anlamsız olacaktır.

Özellikle tarımda yoğun kimyasal gübre kullanımının yaygınlaştığı Söke Ovası’ndan geçen ve gölü uçta kalan tek giriş üzerinden hala eskisi gibi temizlediği iddia edilen Büyük Menderes Nehri suları üzerinden de göl yine, zorunlu aralıklarla başka bir çevre kirliliğine maruz kalmaktadır.

Diğer yandan son yıllarda verilen özel izinler ile gölün koruma bandında yer alan kuluçka çiftliğinin nehre bırakılan atık suları olup, bu da ayrı ve ciddi bir tehdit kaynağıdır. Özellikle gölün kot seviyesinin düştüğü yaz aylarında, bu atık suyun doğrudan göle geldiği (tersi iddia edilse de), açıkça bilinmektedir. Öyle ki, gölde toksik reaksiyonların hızla arttığı şu yaz dönemlerinde, kirliliğin balık ölümlerine ve çevre sakinlerine ulaşması geçmişteki gibi artık yeniden söz konusu hale gelmiştir.

Göl kıyısına topraktan süzülerek ulaşan diğer bir çevresel kirlilikte, eskiden beri var olan zeytinyağı üretim tesisleridir. Bu sanayi faaliyetlerinin de yarattığı (tuzlanma vb.) çevre kirlilikleri özenle ve dikkatle yeniden incelenerek, acilen önlem alınması gerektirmektedir.

Göl aslında denizden 10 m’lik bir yükseklikte bulunmaktadır. Tarihte yaşadığı doğal afetlerle değişim geçiren bölgenin ve gölün, Latmos dağı eteklerinde yer alması nedeniyle, ayrıca iklim değişikliği ile birlikte çevre tarım alanlarında sel ve taşkın riski de bulunmaktadır.

Antik dönemde denize kıyı iken, Büyük Menderes Nehri sularının sediment taşınımı ile dolan Söke Ovası ile kıyı morfolojisinden uzaklaşma da söz konusu olmuştur. Tüm bu ovada sürdürülen tarım faaliyetleri, sulama birliği tarafından sağlanan su kaynağının kontrollü kullanımı güdümünde olup, sürekli su miktarını arttırma çabaları gündeme gelmektedir. Çünkü ülkemizdeki diğer sulama birliklerinde olduğu gibi, bu bir başarı ölçütü olarak görülmektedir. Diğer yandan gübreleme faaliyetlerine gelince de, aşırı kimyasal gübre kullanımına varabilecek şekilde doğal açıdan zararlı ve tartışmalı bir başka başarı ölçütü gündeme gelebilmektedir. Kısacası bu gibi farklı birincil amaçları olan tarafların kendi arasındaki çatışmayı yönetebilmeleri gerekir. Ancak bunu başarmanın da, ne kadar zor olabileceği ortadadır. Bu yüzden, tüm havzayı kontrol altına alabilecek bir Havza Koruma Planı ve modelinin tasarlanıp, belirlenecek bir yönetim ile bu planın yürütülmesinin de zorunlu olduğu açıkça bilinmektedir.

Bu gerçek ortada bekler iken, 2014 Mart döneminde ekonomik algı operasyonları baskısı altında atlatılan seçim dönemine denk gelen siyasi, toplumsal ve özellikle konumuzla ilgili olarak, eşsiz doğal yapılarıyla korunan fiziki çevreler üzerinden alınabilen oldukça hatalı ve riskli kararlara açık bir toplum haline gelmiş durumda olduğumuz da gözlemlenmektedir. İşte bu şekilde yapılan propagandalar ile yürütülen çeşitli spekülasyonlar, oldukça endişe verici bir düzeye erişmiş haldedir. Bu spekülasyonlardan biri de,  Bafa Gölü'nün bir "Tabiat Parkı" olarak korunmasına engel teşkil etmeye başlayan hatalı güncel siyasi eğilimlerdir.

Türkiye’nin Ramsar alanları ile ilgili sözleşmeye 1994 yılında imza atmasıyla, bu tür alanlar koruma altına alınmaya başlamış ve Bafa Gölü, 1994 yılında Tabiatı Koruma Alanı olarak ilan edilmiştir. Buna karşın, göle dökülen nehir sularının azaltılması ve kirletilmesiyle değişen kimyasal içeriği ve azalan oksijen miktarı, yüz binlerce balığın ölmesine ve göl ekosisteminin geri dönülmez bir kavşağa sürüklenmesine neden olmuştur. Bu rezerv sulak alanı, olduğu gibi korumanın önemi yıllardır "Tabiat Parkı" statüsü ile apaçık ortada dururken, ülkemizde son yıllarda yasal altlıklarda da hızlanmış durumda olan ve uygulamada yıkıcı tesirlerine karşın, halen göz yumularak yapılagelen pek çok benzer kullanım hatasının, bu bölgeye de sıçraması an meselesi haline gelmiştir. Bu tür zincirleme ve bilinçli yürütülen yıkımların oluşturduğu siyasi-bürokratik-fiili tehdit giderek, daha da olası bir hale getirilmeye çalışılmaktadır.

Salt ekonomi odaklı spekülatif tarzdaki bu hatalı ilerleyiş, 1980’den bu yana neo-liberal yönetim algısıyla yaygınlaştırılmış olan uygulamalardan da görülebileceği gibi çevre ve halk sağlığı açısından da çok ciddi tehlike içerecek boyutlara ulaşmaktadır. "Milli Park" statüsüne geçirilmeye özellikle de sulak alanlara yönelik olarak gelen tekliflere biraz daha şüphe ile bakılması beklenir.

Bu adımın, hem bilim insanlarınca, hem de çevre hareketi ve ilgili sivil toplum örgütlerince, ayrıca yerel halk ve yurttaşlar tarafından da daha ayrıntılı ve tüm havza alanını ilgilendiren boyutlarıyla sorgulanması gerekir. Ancak,  hal böyle iken, gölün milli park statüsüne geçirilmesine yönelik olarak internet üzerinde düzenlenen bir imza kampanyasında, yol değişikliği ezbere belirlenip, seçilerek halkı doğrudan yönlendirmeler söz konusu olabilmektedir. Bu konu olası farklı tercihlerin de dile getirilerek tartışılması açısından önemlidir. Fakat, günümüzde benzeri hataların çokluğundan ötürü, geri dönülmez yıkımların yaşanmaması için statü değişiklikleri yeniden değerlendirilmelidir.

Kısacası Bafa Gölü, yakın ve uzak çevresi ile birlikte tüm bu bölge, tarihsel bütünleşik havza planlaması ve bu alanların yönetimini ilgilendiren öğretici ve ilginç bir potansiyel taşımaktadır. Bafa Gölü ve özellikle Büyük Menderes Nehri Havzası’nın bir yönetim planı ile var olan doğal ve beşeri ilişkileri açısından kıyı alanlarında planlanan yatırımlardan başlanarak, kıyı alanlarını etkileyen doğal afetlere kadar pek çok konuda çalışılmayı beklediği ortadadır. Farkı veriler sürekli bir şekilde Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) katmanlarında toplanıldığı taktirde, risk analizi ve önlem stratejileri üzerinden değerlendirme yöntemleri ile kıyı bilgi sistemleri kapsamında, gölün ve nehrin yeniden tarihsel derinliği dikkate alınarak incelenebilmesi mümkün olacaktır.

Bafa Gölü’nün, yakın ve uzak çevresi ile birlikte tüm bu Büyük Menderes havzası, tarihsel açıdan bütünleşik alan yönetimini ilgilendiren öğretici ve ilginç potansiyeller taşımaktadır. Bafa Gölü ve özellikle Büyük Menderes Nehri Havzası’nın bir havza yönetim planı ile var olan doğal ve beşeri ilişkileri açısından ele alınması gerekmektedir. Bu alanların, planlanan yatırımlardan başlanarak, öncelikle kıyı alanlarını etkileyen doğal afetler üzerinden, hatta farklı veriler de toplanıldığı taktirde, havza bağlantılı tüm risklerin analizi ve önlem stratejileri üzerinden geliştirilebilecek değerlendirme yöntemleri ile bilgi sistemleri kapsamında yeniden tarihsel derinliğin de dikkate alınarak çalışılmayı beklediği anlaşılmaktadır.

Tarih boyu gezegenimizde insan elinin değmediği yerlerde, doğal yaşamın çeşitlenerek sürmüş olmasının öğretici yanlar barındırdığı gerçeği apaçık ortada durmaktadır. Bu anlamda ve gelecek için; Herakleia Latmos antik liman kentinin ve Karia Devleti dönemlerine hatta, 8000 yıl öncesine kadar uzandığı bilinen kaya yerleşimlerinin olduğu bu eşsiz bölgenin, Bafa Gölü Tabiat Parkı ile birlikte özenle korunarak, sürekli disiplinlerarası araştırmalara da konu olması beklenilir.

Anahtar kelimeler: Karia Devleti Antik Liman Kenti: Herakleia-Latmos, Prehistorik kaya resimleri, Arkeoloji, Bafa Gölü Tabiat Parkı, Tabiat Varlıklarını Koruma, Biyolojik Çeşitlilik, Büyük Menderes Nehri Havzası Koruma ve Yönetim Planı, Kamulaştırma, Sivil Toplum, Sosyoloji, Demografik Analizler, Milli Park, Koruma Politikaları.




              

Fotoğraflar. Pınar Korun
Bildirinin tam metni hazır olup, çalışma altta sadece girişi ile kısmen yayımlanmaktadır.

GİRİŞ

Bu çalışma alanının seçimi, 2 yıl öncesinde başlanılan saha gözlemlerinin de etkisi altında yapılan araştırmalar ve görüşmeler neticesinde şekillendirilerek yapılandırılmıştır.

Amaç ve Kapsam

Konu ve yöresel kapsam, doğal ve kültürel kaynakların korunarak geleceğin yerleşimlerine tarihten günümüze ulaşan verilerle ışık tutacak bir şekilde araştırıldıkça çoğalan alt detaylara sahip olduğu için seçilmiştir. Aslında konu burada belirtilen tek bir başlık kapsamında daraltılmış olan bu ilk sürümünden çok daha fazla ve farklı konuyu kapsayacak boyutlara da ulaşacak şekilde sunulabilirdi. Ancak bildiri, ayrıca yakın gelecekte disiplinlerarası ortak veriler oluşturma amacı üzerinden bilimsel çalışmaları bu yöreye çekmek gayesi de güden bir ön çağrı niteliği taşıdığından, kapsam olarak şimdilik ve zorunlu olarak derinlik verilmeksizin sınırlandırılmıştır.

Özeleştiri

Yukarıdaki ilgi toplama amacında da belirtilen yönüyle bildirinin, (kapsamının da sınırlı tutulması zorunluluğundan ötürü), çalışmanın yöreye özgü bir başlangıç araştırmasından öteye varan özellikleri pekiştirilinceye kadar, sınırlandırılmak zorunda kalınmıştır. 

Ayrıca ülkemizdeki kapsamlı veri eksikliğinden ve yetersiz işbirliğinden dolayı, mevcut zorlukların aşılması da hep oldukça fazla zaman almaktadır.

Yöntem
Bu çalışmada; ziyaret edilen tarihi mekanlarla birlikte öncelikle gölde yerel köylü halk tarafından gözlemlenen aşırı kirlenmeye dair (yeşile dönen görüntüsü ve ağırlaşarak rahatsız edici derecede hissedilen keskin kokusu gibi) belirtilerden yola çıkılmıştır. Sonra gerek basından ve gerekse akademik kaynaklardan yararlanılarak 2 yıl farklı dönemlerde söz konusu bölgede yerinde derinlemesine görüşmeler ve araştırmalar yapılmıştır. 

Bunlarla birlikte, özellikle zamanla artan derecede ciddi risklerin oluşumuna tanık olunmuştur. Farklı ve ciddi risklerin giderek gerçekleşme olasılığı hem izlenmiş hem de bu risklerin gözden kaçmayacak kadar açık varlığı daha fazla gecikilmeden farklı alanlar üzerinden yeniden ve sonuçları, sebepleri üzerinden karşılaştırmalı bir biçimde ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Çalışmada bir yandan gölün mevcut kirlenme durumu tartışılmaya açılarak yeniden sorgulanmaktadır. Diğer yandan ise, bu amaçla ayrıca uzmanlar ile çeşitli (telefon, yüz yüze olacak şekilde) görüşmeler de yapılmıştır. Göl ve çevresindeki mevcut durumun daha anlaşılır kılınmaya çalışılacağı yakın gelecek dönemde, çevredeki antik yerleşimlerin daha iyi korunmasının da, bu yoldan önü açılacaktır. Özellikle yöreye ve konuya doğal ve kültürel zenginlikler ayrıştırılmadan bakılmıştır. 

Kolokyum kanalıyla da öncelikle yöreye disiplinlerarası bilimsel ilginin katılımının sağlanması hedeflenmiştir. Konu ayrıca sivil kamuoyu ile de paylaşılmaktadır. Konuya öncelikle şehir ve bölge planlama disiplini açısından tümdengelimci ve plan hiyerarşisine uygun olacak şekilde bütüncül bir yönelimle yaklaşılmıştır. Bildirinin en can alıcı önerileri de öncelikle bu kapsamda olmaktadır. (Havza Koruma Planı)

Bazı Kaynaklar

BİNDOKAT, A.P. (2006) Herakleia:Latmos’ta Bir Karia Kenti Şehir ve Çevresi,  (Çev. Fikret Özcan), Homer Kitabevi Yayınları, İstanbul.

KILINÇ, Sabri. (2014) Bafa Gölü ve Çevresi, Derinlemesine Görüşme, Aydın.

KİBAROĞLU, Didem. vd (2009) Kıyı Bilgi Sisteminde Veriler Ve Veri Kaynakları, TMMOB Coğrafi Bilgi Sistemleri Kongresi, 02-06 Kasım 2009, İzmir.

KOCALAR, Aziz Cumhur. (2010-c). Evaluation of Environment and Living Rights of Ecological Systems while Transferring of Limited Property and Development Rights in Immovables. Greenage 1th International Symposium. İstanbul. Mimar Sinan Fine Arts University Faculty of Architecture 6-8 December 2010. Proceedings. s. 258-269.

KOCALAR, Aziz Cumhur. (2011-d) Afetlere Karşı Önlemlerle, Kentsel Koruma, Yenileme ve Dönüşümlerde İmar Planı Uygulamalarıyla Sınırlandırılan Mülkiyet ve İmar Hakları Aktarım Modeli (MİHAM) Önerisi. Kentsel ve Bölgesel Araştırmalar 2. Sempozyumu, “Planlamanın Dünü, Bugünü, Yarını: Planlamada Yeni Söylem Arayışları”, Kentsel ve Bölgesel Araştırmalar Merkezi (KBAM) ODTÜ Ankara, 8-9.12.2011. s. 105-116.

KOCALAR, Aziz Cumhur. (2012-d). Bedensiz Kafalar, İfadesiz Diller, Doğasız Düzen İçerisinde Kültürel Mirası Koruma Bilinci Arayışları, (Searching for Heightened Consciousness of Protecting Cultural Heritage despite the Current Context of Disembodied Heads, Unexpressive Language Habits, and Neglect of Nature in Urban Life), I. Uluslararası Ortadoğu Sosyolojisi Kongresi, Fırat Üniversitesi - Orta Doğu Araştırmaları Merkezi - Sosyoloji Şubesi, Elazığ, 28 - 30 Haziran 2012.

KOCALAR, Aziz Cumhur. (2012-h). Sivas'ın Göç Gerçeği ve Çevre Düzeni Planındaki Eksiklikler - CBS Katkılı Mekânsal Analizlerle Yeni Planlama Yaklaşımlar (Sivas's Migration Truth and Environment Master Plan Omissions - New planning Approaches with GIS-based Spatial Analysis), IV. Uzaktan Algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Sempozyumu, Zonguldak, 16-19.10.2012. 

KOCALAR, Aziz Cumhur. (2012-i). Taşınmaz Kültürel Varlıklar-Risk Yönetim Modeli (TKV-RYM) ve Önleyici Koruma Politikalarına Yönelik Disiplinlerarası Bütüncül Yaklaşımlar (Immovable Cultural Assets-Risk Management Model (ICA-RMM) and an Integrated Approach to Interdisciplinary about Preventive Protection Policies), "Cultural Heritage Protection in Times, Risk", “Challenges and Opportunities”; Yıldız Technical University (YTÜ) - ICOMOS ICORP International Symposium, YTÜ İstanbul, 15-17 Nov, 2012.

KOCALAR, Aziz Cumhur. (2013-d). Küreselleşmenin Mekana Etkisi: Kentsel Dönüşüm, “Yeni Toplumsal Yapılanmalar: Geçişler, Kesişmeler, Sapmalar”, VII. Uluslararası Katılımlı Ulusal Sosyoloji Kongresi, Muğla 2-5.10.2013.

KOCALAR, Aziz Cumhur. (2013-g). Sivas Kızılırmak Havzasında Eğlendinlen Alanları Yaratma Denemeleri, II. Rekreasyon Araştırmaları Kongresi, Kuşadası, Aydın 31.10-3.11. 2013.

KOCALAR, Aziz Cumhur. (2013-j) Kamu ve Kent Yönetiminde Küreselleşme Etkisiyle Yaşanan Reform Sorunlarının Kökeni ve Kentsel Hareketler, DŞG, ŞPO, Dokuz Eylül üniversitesi, İzmir 6-8.11.2013.

KOCALAR, Aziz Cumhur. (2013-k) Metalaşan Doğal Varlıklar ve Kaybolan Haklar: Yaşam/Çevre/Su/Kullanım/Kent/Barınma Hakkı (Commoditization in the Natural Assets and the Losting Rights: Living/Environmental/Water/Using/Urban/Settlement Rights), Uluslararası ÇED Kongresi, İstanbul Kongre ve Sergi Sarayı, 8-10.11.2013.

KOCALAR, Aziz Cumhur. (2013-l) ‘Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı’na Karşı Eleştiriler ile Doğal Çevrenin ve Yaşamın Korunması/Geliştirilmesi, İstanbul Kent Sempozyumu, 21-25.11.2013.

KOCALAR, Aziz Cumhur. (2014-c) Türkiye’nin Biyolojik Çeşitliliğe Sahip Koruma Alanlarındaki Sürdürülebilir Kış Turizmi Potansiyeli ve Kar Sporları Bağlamında Kartepe, Yıldız Dağı, Palandöken, 1.Uluslararası, Kentsel Planlama-Mimarlık-Tasarım Kongresi, (Urban Planning - Architecture and Design Congress) UPAD-2014, 8-11.Mayıs.2014, Kocaeli Üniversitesi, Kocaeli

KOCALAR, Aziz Cumhur. (2014-f) Sivas'ta Hayat Bulan Su Kaynakları ve İklim Değişiminin Görünen Etkileri Üzerinden Planlamanın Vazgeçilmez Hafifliği (Baraj ve Göletler ile Sulama Kanalları), Uzaktan Algılama-CBS Sempozyumu (UZAL-CBS 2014), 14-16.Ekim.2014, YTÜ, İstanbul. (Hakemlerde)

KOCALAR, Aziz Cumhur. (2014-m). Doğa Koruma Kuramlarına Uymayan Pratik Gerçeklere Yönelik Risk Analizi Değerlendirmeleri ve Olası Mekansal Etkileri: Büyük Menderes Havzası, Bafa Gölü ve Çevresi Gönüllü Yürütülen Disiplinlerarası Araştırma Projesine Ait İlk Bulgular Raporu, Cumhuriyet Üniversitesi-Bilimsel Araştırma Projesi (CÜ-BAP). (Planlandı, Yayına hazır)

YABANLI, M. vd (2011). Bafa Gölü’ndeki Toplu Balık Ölümleri Üzerine Bir Araştırma, 2014, http://www.journalagent.com/z4/download_fulltext.asp?pdir=saufbe&plng=tur&un=SAUFBE-29591

İnternet

Fotoğraflar

Haritalar

Karia Yürüyüş Yolu Haritası, Bodrum Ticaret Odası.
Anonim

Haberler: MÜLKİYET ve İMAR HAKLARININ AKTARIMI, 2010 ETKİNLİKLERİ

Geçmiş Gözlem ve Okumalar (Blog Listesi)

SOSYAL SORUMLULUK SİTELERİMDEKİ TEMEL İÇERİK:

. Academic IDs (Profiller- List of Publications/Papers&Proceedings)
. İmar haklarının aktarımı (devri) metodolojim
. Taşınmaz haklarına giriş
. Kültür ve Tabiat Varlıkları Hukukuna giriş
. Şehircilik tezlerine genel bakış
. İstanbul mekanından izlenimler
. Yenilenebilir Enerji (Yinelenmeye ironik yaklaşım!)

Tarihi Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma

İSTANBUL TARİHİ KÜLTÜREL VE DOĞAL VARLIKLAR, SOSYOLOJİ BOĞAZİÇİ SİTLER Cumhur KOCAL AR

TEZ ŞEHİR ve BÖLGE PLANLAMA KORUMA YENİLEME MSGSÜ YTÜ İTÜ FBE İST DR.Y.MÜH.CUMHUR KOCALAR

YENİLENEBİLİR ALTERNATİF GÜNEŞ, RÜZGAR, BİYOKÜTLE ENERJİ Renewable Energy Cumhur Kocalar TR